'hislerinin' avcıları

 Nerden başlayacağımızı düşünmediğimizde bilinmeze sürüklenmeyiz. Sonunu ya da gidişatını düşünmeyiz ve hayatın tatlı esintili akşamlarına kendimizi bırakırız. Kolay olan budur, her şeyi kontrol etmeye çalışmak da bizim akşamlarımızı keskin soğuklara gömüyor. Talihsizliğe bakın ki;

Nereden başlayacağımı bilmiyorum,

Zaman ele almayı en sevdiğim konulardan biri oldu, ellerimin arasında asla tutamayacağımı da biliyorken, bugüne kadar. Bugün de dahil olmak üzere içerisinde savrulmayı kabul ettiğim bu sembolik döngüye yine zaman hakkında konuşmak için biraz mola vermek istiyorum. Hepimizin doğup büyüdüğü en iyi bildiği sokakları vardır. O kadar aşina oluyoruz ki ve tempolarımıza o kadar kenetleniyoruz ki; bu sokakların da bizi ne kadar iyi tanıdığını unutuyoruz. Sürekli sahip olduğu her şeyi geride bırakmak durumunda olanlarımız da var elbette onların farklılığıysa her yolculukta geçmişlerini anlayabiliyor ama bazı önemli şeyleri atlayıp yine terk ediyorlar. İşin özü, bizi biz yapan şeyler; bulunduğumuz yer, sahip olduklarımız, kaybettiklerimiz, hayallerimiz ve liste liste sıralanacak çok şeylerimiz. 

Hiç hayallerinizi kaybettiğiniz oldu mu? Tatlı esintilere sahip akşamlarınızın size sırtını döndüğünü hissettiğiniz oldu mu? Çocukluk hayallerini hatırlayanlar var mı? 

Etraftaki tüm kaosu birkaç dakikalığına arkanızda bırakın ve aşırı romantizme biraz kendinizi kaptırıp kalbinizden geçen mutluluk ifadelerini dinleyin. Hepimiz unutuyoruz, çünkü bazen nerden geldiğimizin nerde olduğumuzun bir önemi olmuyor. Asıl olay nerede olmak istediğimiz oluyor. Ve anlıyorum ki; tüm bu ulaşma çabası bizi kendimizden önce uzaklaştırıyor seneler sonra da bir araya getiriyor. Dünya insanların gerçek hislerini kaybettiği bir yer gibi geliyor kulağıma. Bunu insanlar el ele verip birbirlerine yapıyorlar. Sonra herkes kendi başına kayıp hisleri avlamaya çıkıyor. Böyle bir hüsran döngüsünde elbette hikayelerin sonu başarısız bitiyor. İnsanlar hayallerini kaybettiğini söylediğinde kör olabilme ihtimallerini düşünmezler. Çünkü sorun neden bizde olsun ki, mutlaka süreç suçludur. Etrafında mistik inançları çok yüksek arkadaşları olanlarımız vardır. Ne diyor arkadaşlarınız; ''kötüyü çağırma, olumlu düşün.'' birileri illaki onlara daha 'gerçekçi ' olmalarını dikte edip üstüne alay etmişlerdir. Zaman döngüsünde savrulduğumuz hayatımızın önümüze getirdiği bir çok şeyin geliş yolu kalbimizden geçiyor. Asıl gerçekçiliğe bu durumda sahip olabiliyoruz. Birilerini nasıl gördüğümüz neleri sevip nelerden nefret ettiğimiz de buna dahil. 'Biz' de buna dahiliz elbette. Sahip olduklarımız, kaybettiklerimiz, hayallerimiz geçmişimizden gelip bize kim olduğumuzu hatırlattığı gibi geleceği de o kadar etkiliyor. Muhtemelen seni tanımıyorum ama gün sonu bakıldığında hepimiz insanız. Bazı şeyleri bırakmak bazı şeylere de ne pahasına olursa olsun sahip çıkmak gerekir. Mühim olan neyi bırakacağını ve neye sahip çıkacağını bilebilmek. Okurken aklınıza gelen her şeyi biraz düşünüp kendinizi akşamların tatlı esintisine bırakmak kulağa güzel geliyor. Hislerinin avcısı olmak istemediğinde içini canlı tutan ve heyecanlandıran şeylerin peşinde olmak gerektiğini hatırlat, herkese. 

Yorumlar

Popüler Yayınlar