Binlerce yıllık yüzler, herkes bir elvedaya sığındı.(2017)


Kahroluşların hançerleri sırayla bedenime gözükmeyen delikler açıyor

İnsanlığın döküldüğü topraklarda zihnim toparlanmıyor

Gözlerimden kanlar akarken küçük bir kız mendil tutuşturuyor ellerime

Veda eden gülümsemesi aslında gayet davetkâr 

Tıpkı gözyaşlarım gibi

Tıpkı köşede elindeki melodikadan notalar yağdıran, insanların gözlerinden kaçan ama bir o kadar da onların gözlerinin içine bakan küçük oğlan gibi 

Köprüde adımlar atan ve bir an önce merdivenlere ulaşmak isteyen bütün insanlar gibi 

Mendiller son vermeyecek hiçbir kahroluş izlerine

Sadece dökülen bir kaç duyguyu toparlayacak

Bitmeyecek 

Dinmeyecek 

Hiçbir koşturma sonlanmayacak günahkâr bedenlerde 

Burada ya da hiç bilmediğimiz, görmediğimiz orada

Kahroluş bulacak ruhlarınızı 

Ruhlarımızı

Hırsızlık yapan zamanın günahları asla ödenmeyecek 

Üstelik köprüde tüm insanlar üzerine yürüyecek zamanın 

Her şeyimizi çaldın ey zaman!

Zaman değerli değildi, zaman cürretkâr ve haindi 

Hepimizin bedenlerini esnetti 

Kollarım ve bacaklarım güç bulamıyorsa hayatın bir noktasından 

Her şey zaman yüzünden 

Bizi yöneten ve bizle kafa bulan zaman 

Oradan oraya hiç uğruna tabanları patlatan

Dünya dönmeyi kestiğinde 

Zaman kendi varlığının hiç olduğunu anladığında

Parçalanacak her köşesinden 

Tıpkı her gece duvardan duvara umarsızca haykırarak parçalara ayırdığım saatler gibi 

Bu kez tümden

Bu kez varoluş sancısının bedelini bedenim değil zaman ödeyecek. 

Ve günahkâr dünya başka katmana açılacak. 

Orada görüşmek dileğiyle, sahte yüzlerle değil saydam bedenlerle.


On:soundcloud

Rana Ece 

Yorumlar

Popüler Yayınlar